Arthur Schopenhauer ile Söyleşi Zehir Zemberek 1

Arthur Schopenhauer ile Söyleşi
Zehir Zemberek 1

Söyleşiye başlamadan önce birkaç alıntıya yer verelim.
“Kadın beyninin doğal yapısı akla ve öğrenmeye çok fazla yer ayırmaz…”
Durun hemen savunmaya geçmeyin, önce mevzuyu anlamaya çalışalım.
“Kadınlar yine doğalarının gereği olarak derin zihinsel yeteneklere ulaşamazlar…”
“Bu tanımların dışında kalan kadınlar olabilir ama unutulmamalıdır ki kısmi istisnalar genel kuralı değiştiremez. Genel olarak kadınlar philisterlerdir (zihinsel kapasite düşüklüğü nedeniyle zihinsel her hangi bir ihtiyacı olmayan kişi)”
Biraz daha detaylandıralım;
Kadın denen ikinci cins; “saygı ve takdir konusu olmaya yahut başını erkekten daha yüksekte tutmaya ve onunla aynı haklara sahip olmaya layık değildir”.
Buraya kadar kocaman bir bravo hatta ayakta alkışlanması lüzum gelen itiraflar, analizler…
Arthur Schopenhauer, muhteşem bir gözlemci hakkını vermek lazım. Bu yüzden daha çok alıntıyı herkesten çok hak ediyor. Nihayetinde erkek dünyasında söylenmeye cesaret edinilemeyen ne varsa soğukkanlılıkla aktarmış. Erkeklerin dünyasında kadının yeri ya da kadınlık durumunu özetleyen bu satırlar için ne düşündüğümüzü, neden takdir ettiğimize ilerleyen bölümlerde tekrar değinelim fakat bu yazımız daha çok söyleşi olacağı için açıklamadan devam edelim.

Şimdi bir Schopenhauer konuşsun bir ben konuşayım böylece derinleşebiliriz diye ümit ediyorum.

  • Fakat bir kadın, her zaman ve her yerde dolaylı, yani bir erkek aracılığıyla hakimiyete yönelir, yani kadınların kurabildiği ya da teşebbüs ettiği tüm doğrudan hakimiyetler sadece erkekle sınırlıdır…
  • Yani bana bu konuda yardımcı olacağınızı söylüyorsunuz, doğru anlamış mıyım?
  • Kadınların her hangi bir şeye ilgisi sahte bir ilgidir. Bana göre kadınların tek yapabildiği amaçlarına eriştirecek her şey, yosmalık, yapmacık ve kandırmacadan oluşan dolambaçlı bir yoldan başka bir şey değildir. Çünkü kadınlar Rousseau’nun da dediği gibi herhangi bir şey hakkında doğru ve gerçek bir bilgi sahibi değillerdir. Yani kısaca dehadan yoksunsunuz.
  • Dehadan yoksun olmayı anlayabilirim fakat bu durum kadınlar için yapmış olduğunuz tanım ve onlar için belirlenen rollerden kaynaklanıyor olabilir mi diye sormadan edemiyorum. Örneğin; kadınların okuma-yazma hakları, seçme-seçilme hakları hatta söz hakları gibi… Belki sizlere tanınan haklar kadınlara da tanınmış olsaydı hani deha olamasalar da belki kendi geçimlerini sağlayabilme yetisini kazanabilirler miydi gibi…
  • Hayır, asla katılmıyorum size, çünkü kadınlar için tek önemli olan şey; erkeklerin beğenisini ve takdirini kazanma isteği ve duygusudur.
  • Sizce kadınlar neden erkeklerin beğenisini ve takdirini kazanmak zorunda hissediyorlar? Kitabınızda şöyle bir açıklamanız var; “… kadınlar, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler…”
  • Konuyu nereye getirmeye çalıştığınızı anlamak hiç zor değil, tam da cinsinize uygun bir davranış sergiliyorsunuz. Kurnazca davranıyorsunuz.
  • Neden kurnazlık yaptığımı düşünüyorsunuz?
  • Çünkü kadınlar içgüdüsel olarak desise ve kurnazlığa bağımlıdırlar.
  • Kurnazlık yaptığımı düşünmenizi istemezdim, üzüldüm. Yalnız merak ettiğim bir konu var, kadınların yeri evi olmalıdır diyorsunuz, bu konuyu detaylandırırsanız çok aydınlatıcı olur. Ha bir de kadınların emanet olma durumu var. Tabi bir de miras konusu?
    Kurnazlık yaptığımı düşünen Schopenhauer, konuşmayı yarıda keserek aramızdan ayrıldı. Fakat en kısa zamanda söyleşimize devam edeceğiz inancındayım.
    Mevzu derin ve aydınlatıcı… Arkanıza yaslanıp şöyle bir düşündüğünüzde; kadınların erkelerin dünyasında var olmaya çalıştıklarını ve onların izin verdiği kadar insan olabildiklerini anlar gibi oluyorsunuz. Fakat acele etmeye hiç gerek yok ağır ağır ilerleyerek çözümlemeye çalışalım tüm kurnazlığımızla…
    Burcu Can
    Sosyolog
Burcu Can (Sosyolog) Eğitim Köşe Yazarları Kültür Sanat