Çocuklarımız 1.Bölüm

ÇOCUKLARIMIZ…..(1 Bölüm )


2’nci Dünya Savaşı sonrası 45 milyon insan ölmüş şehirler yanmış yıkılmış ekonomik, sosyal, kültürel
hiçbir zenginlik kalmamış, özellikle çocuklar her türlü istismara açık korumasız kalmışlardı. 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarını görüşmek üzere toplanmış ve konunun temellerini atmışlardır müteakiben 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Çocuk Hakları Bildirgesi kabul edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti 1994 tarihinde 3 maddeye şerh koyarak bildirgeyi imzalamıştır. (17, 29 ve 30’uncu madde hükümlerini 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak
yorumlama hakkını saklı tutmaktadır) Bu bildiri ile üye Devletler tarafından 0-18 yaş arası çocuk olarak kabul edilmiş ve hakları düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti nüfusu 2019 yılı verilerine göre 83 milyon olarak bildirilmiştir. Bu nüfusun
yaklaşık %33’ü 0-18 yaş aralığında çocuklardan meydana gelmektedir. Türkiye dünyanın en büyük çocuk nüfusuna sahip 20 ülkesinden biridir. Çocuk nüfus sayısına göre Meksika ve Kolombiyadan sonra üçüncü sıradadır. Türkiye’de genç nüfusun toplam nüfus içindeki payının yüksek olması bir avantaj sağlarken bu gençlerin niteliğini de önemli kılmaktadır. Bunun için OECD tarafından yayımlanan rapora göre nüfustaki üretime katılmayan, okulda eğitim görmeyen ve yetiştirilmemiş kişilerin oranları oldukça
yüksektir. Türkiye’de 15-29 yaş arası genç nüfusun %29,8’i ne üretime katılıyor, ne okulda eğitim görüyor nede bir uzmanlıkta yetiştiriliyor. Bu oranla Türkiye OECD ülkeleri arasında %29,8 ile birinci sırada yer
alıyor. Bu oranın yüksek olması nüfus üretkenliğinin düşük olmasını getirmekte ve Türkiye Cumhuriyetine büyük maliyet yüklemektedir. Gençlerimizin eğitim ve öğretimdeki durumları ülkemiz açısından büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde çocukların eğitim ve öğretim haklarına ulaşamamasının en büyük sebeplerinden birisi de “Çocuk İşçiler”dir. TÜİK 2012 rakamlarına göre yaklaşık bir milyon çocuk işçinin
büyük çoğunluğu ağır ve tehlikeli işlerde çalışmaktadır. Yaklaşık dörtyüzbin çocuk mevsimlik gezici tarımda çalışmaktadır. Aylarca evlerinden ve okullarından uzakta bir yaşam sürmektedirler.
Henüz okul çağında iken çalışmaya başladıklarından EĞİTİMDEN kopan bu çocuklar, ailelerinden miras kalan “YOKSULLUK” döngüsünün içinden çıkamamışlardır. Çocuk işçiliği çocukların FİZİKSEL ve PSİKOLOJİK gelişimine zarar verdiği gibi onları en temel hakları olan YAŞAMA, SAĞLIKLI GELİŞİM, BESLENME, İHMAL ve İSTİSMARA KARŞI KORUNMA, BARINMA ve EĞİTİM haklarından yoksun
bırakmaktadır…


Ercan AKPINAR
Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği Genel Başkanı

Ercan Akpınar Köşe Yazarları Yaşam