DUY FERYADIMI

DUY FERYADIMI

Kimi zaman insanoğluna yemesi, içmesi güzel gelen alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklar kişilerde “Biraz içsem bir şey olmaz.” ile başlar. Daha sonra, daha da zevkli hale geldiğini düşünür. Zaman geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu içecekler, yani içtiği alkol, insan vücudunu öyle bir esir alır ki, kişi kendi kendisini yönetemeyecek bir hale gelir ve alkolün esiri olur. Onun yerine, vücudunu bağımlı olduğu alkol yönetir. Sürekli içmek ister.
     Bir daha….
     Bir daha…
     Ve….
     Bir daha…
     Sonu olmaz…
     Kurtulamaya çalışır ama, çoğu zaman tek başına kurtulması zor olur.
     Geçen yazdığım “BİR ANNENİN ÇIĞLIĞI” adlı yazım, sizler tarafından büyük ilgi gördü. Hepinize çok teşekkür ediyorum. O yüzden bir kaç yazıma daha Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği Genel Başkanı Ercan AKPINAR ‘a gelen mektuplardan yazmak istiyorum.
     İşte yine bu yazımda kurtulmaya çalışan bir gencin mektubundan bahsedeceğim. Bu gencin hayata tutunmak için nasıl çırpındığını anlatmak istiyorum. O gencin Ercan AKPINAR’a yazdıkları kayda değerdi. Şöyle yazmıştı.

     “Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği Başkanlığına;
Telefonda duyduğum ses  “alo” sesi, hayatımın dönüm noktası oldu. Çok değerli başkan Ercan Akpınar’ın sesiydi. Çok alkollüydüm, her gün olduğu gibi bugün de bir çıkış noktası bulamıyordum. Her gün için, “bugün içmeyeceğim.” desem de, kendimi içerken buluyordum. Çaresizce çırpınıyor, çırpındıkça batıyordum.  Kim bize çare olur, çocuğum nasıl kurtulur diye, annem çok araştırmıştı. Ercan başkanı aramış ve bulmuştu. Çok ağlamıştı annem. Ve durumu Ercan AKPINAR’a anlattı. Sonrasında da, hemen telefon numarasını aldı ve bana verdi. “Ercan bey senden telefon bekliyor.” dedi.
    Aradım.
    Çok alkolluydum…
    Biraz utanarak aradım. Babam yok benim, babamı kaybetmiştim.
     Ama…
     O ses…
     O ses bir babanın sesiydi, hemen anladım ve ağlamaya başlayarak “Kurtarın beni ne olur.” dedim.  Ercan başkanı bir baba olarak gördüm. O an o kadar çaresizdim ki, “Kurtarın beni” dedim.
     O ses, bana yardımcı olacağını, eğer istersem kurtulacağımı söyledi. Ertesi gün telefon çaldı. Arayan Ercan Akpınar’dı. Söz vermişti, sözünü tutmuştu ve bir gün geçmeden de haber gelmişti. Bolu Amatem’den yarın arayacaklar dedi ve arandım.
    Biraz mahçup, biraz da korkarak gittik ertesi gün. Dedim ya “alo” sesi dönüm noktasıydı hayatımda…
    Kurtuldum gerçekten. Gerçekleri görmemi sağladı tüm amatem çalışanları. İstek denilen şeyin bir yanılsama olduğu, alkol illetinin, benim en büyük düşmanım olduğunu gosterdiler. Hayatıma ne kadar zarar verdiğini ve verebileceğini, benden daha da kötü vakaları görünce, daha da net gördüm. Hem ilaçla hem de eğitim ve terapilerle nasıl bir tehlikede olduğumu çok iyi anladım. Allah razı olsun. Benim kurtulmak isteyişime, telefonda yardım istediğim o ses sebep oldu. Tedavimi tamamladım. İmkansız sandığım şeyin ne kadar kolay olduğunu gördüm ve alkolün nasıl bir batak olduğunu anladım. Tüm genç arkadaşlara tavsiyem.
     Başlamayın…
     Hem de hiç…
     Canımız bu kadar değersiz olmamalı. Şükür kurtuldum. Umarım hiç kimse alkol batağına düşmez. Düşenler de benim gibi tedavilerini olup hayata dahil olmaya başlarlar.
Ben bir girdaptaymışım.
    Bir bataklık…
    Çevremde ki herkesi kaybetmişim, şükür ki ailem, annem yanımdaydı ve Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği’ni Genel Başkanı Ercan AKPINAR’a ulaştı.
     Şu an kaybettigim zamanlara ve insanlara değil, bozulan sağlığıma üzülüyorum. Alkol sadece zihni değil, vücudu da çok yıpratıyor.
Şükür ki, Bolu Amatem çalışanları, öncelikle vücudumu alkolden arındırdılar, sonrasında da tedaviye başladılar. Ben kurtuldum Allah tüm benim gibi çaresizce kurtulmak isteyenleri kurtarsın ve karşılarına Ercan Akpınar gibi iyi insanları çıkarsın.”
     Teşekkürler. İyi ki varsınız Ercan AKPINAR.

Köşe Yazarları Süleyha Kara