KAR TANELERİ

KAR TANELERİ

Yaz bitti artık, kış mevsimine girdik. Kış mevsimi geldiğinde, sıcacık odamızda pencere kenarına oturup, kışın lapa lapa yağan karı,  bir çoğumuz seyretmişizdir. Hemen hemen hepimiz cama vuran kar tanelerini izlerken, o eşsiz güzellik karşısında etkilenmişizdir.
Hiç düşündünüz mü kar taneleri nasıl oluşuyor?
Kar, su buharının çok soğuk hava ile karşılaşması sonucunda, çok ince buz parçalarına dönüşmesiyle oluşur. Kar taneleri,gerçekte buz kristalleri kümesidir. Altıgen prizma görünümlüdürler ve her bir kar tanesi diğerlerinden farklı şekile sahiptir, yani hiçbiri birbirine benzememektedir.
Kar taneleri, geçmişten günümüze bir çok bilim adamını da etkilemiş ve dikkatini çekmiştir. M.Ö. 2. yy.’da Çinliler ve 13. yy. ‘da Alman düşünürü Albert Magnus tarafından tutulan kayıtlar bulunmaktadır. Ancak, kar tanelerinin kristal yapısı üzerine ilk ciddi çalışma 1611 yılında yapılmıştır. Bu çalışma Alman matematikçi astronom ve bir gök bilimci olan Johannes Kepler’e aittir. Buz kristallerinin, altılı simetrik şekillerden oluştuğundan bahseder. Rene Desartes ise, doğada çok  nadir görülen oniki  kenarlı kar tanelerini gözlemlediğini, kar tanelerinin kenarlarının ve açılarının mükemmel bir biçimde, birbirine eşit ve dümdüz olduğunu ve bu kadar düz şekilde oluşan kar tanelerinden etkilendiğini ifade eder.
1954 yılında Doğal ve Yapay adını verdiği bir kitap yayımlar. Kitabında kar tanelerinin sistematik bir şekilde oluşum süreçlerini anlatır. Bu muhteşem yapının, kar kristallerinde olması ve fark edilmesi, bilim dünyasını hayran bırakmıştır.
Kar kristalleri üzerine ilk araştırmaları yapan  Amerikalı Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında çok etkilenmiş ve elli yıl boyunca  kar kristali resmi çekerek, kar tanelerini incelemiştir. Bentgley keşfettiği kristal alemi için; ‘’Mikroskop altında kar tanelerinin mucizevi güzellikte olduğunu keşfettim. Bu güzelliğin başkaları tarafından görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kayıp. Her kristal, tasarım  harikası ve hiç bir dizayn  bir daha tekrarlanmıyor.’’ demiştir.
Bu harikulade sanatı, bir damla suda, çiçekte, böcekte ve dünyanın pek çok yerinde gördüğümüzde, çok etkilendiğimiz gibi,  o eşsiz sanatı, bir kar tanesinde de gördüğümüzde  biz insanları  çok etkilemiştir.
Kar taneleri geometrik şekilleriyle  süzülerek gök yüzünden inerken, yağmurlu ve fırtınalı havalarda dahi   birbirleriyle havada çarpışmazlar. Eğer çarpışmış olsaydılar, yeryüzüne gelinceye  kadar  dev kütleler oluşturup, bizlere zarar verirlerdi.
Çünkü birbirinden ağır maddeler düşerken, ağır olanı daha hızlı yol alarak önünde bulunana çarpabilir. Kar tanelerinde birleşme özelliği olmasına rağmen, bu birleşmeler olmaz ve ağır kütleler oluşturmazlar.
Bir kar tanesini, en dahi bir mimar, saatlerce uğraşsa bile çizemiyeceği halde, Allah kainatta milyarlarcasını şekillendirip, eşit ağırlıklarda  yeryüzüne  yağdırıyor. Kar tanelerinin en büyük özelliklerinden biri  ise, bir diğeri, bir diğerine benzemiyor.
Kar taneleri sadece bilim adamlarını etkilememiştir. Şair, yazar hatta evliyalara bile ilham kaynağı olmuştur.  Yazıma Mevlana’dan örnek vererek bitirmek istiyorum.
Hz Mevlana da ‘’ Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu’’ sözünü söylemiş.
Hoşca ve dostca kalın.

Cüneyt Ergörün Köşe Yazarları Sürmanşet